Çürüğü belirleyen şey gün içinde tüketilen toplam şeker miktarından çok, şekerin ağza kaç kez ve ne kadar uzun süreyle temas ettiğidir.
Çürük riskini belirleyen asıl etken, gün içinde tükettiğiniz toplam şeker miktarı değil, şekerin ağzınıza kaç kez girdiğidir. Bir oturuşta yenen tatlı ile gün boyunca on kez yudumlanan şekerli kahve, aynı miktarda şeker içerse bile diş için aynı şey değildir. Çünkü mine, şekerin kendisinden değil, şekeri parçalayan bakterilerin ürettiği asitten zarar görür ve bu asidin süresi miktarından daha belirleyicidir.
Ağızda asit saldırısı nasıl başlar?
Diş yüzeyinde plak adı verilen ince, yapışkan bir bakteri tabakası bulunur. Şekerli veya nişastalı bir şey yendiğinde bu bakteriler karbonhidratı hızla parçalar ve yan ürün olarak asit üretir. Asit, ağız ortamının pH değerini düşürür. pH belirli bir eşiğin altına indiğinde mine yüzeyinden kalsiyum ve fosfat iyonları çözünmeye başlar. Buna demineralizasyon denir.
İyi haber şu: tükürük bu süreci tersine çevirebilen doğal bir tampon sistemidir. İçindeki bikarbonat asidi nötralize eder, kalsiyum ve fosfat ise mineye geri döner. Buna remineralizasyon denir. Ancak tükürüğün ortamı toparlaması anlık değildir; her asit atağından sonra belirli bir süre gerekir. Diş için mesele, gün içinde bu iki sürecin hangisinin daha uzun sürdüğüdür.
Neden sıklık miktardan daha belirleyici?
Her atıştırma yeni bir asit atağı başlatır ve tükürüğün ortamı toparlama saatini sıfırlar. Günde altı kez küçük bir şey atıştıran biri, dişini altı ayrı asit dönemine maruz bırakır. Aynı kişi aynı miktarı tek öğünde tüketse, diş yalnızca tek bir asit dönemi yaşar ve günün geri kalanında onarım tarafı çalışır. Denge onarımdan yana bozulduğunda mine yüzeyinde önce mat, tebeşirimsi lekeler, ardından gerçek boşluklar oluşur.
Bu nedenle diş hekimleri beslenme günlüğü isterken ne yediğinizden çok ne zaman yediğinizi sorar. Çürük riski yüksek olan hastalarda çoğu zaman tabloyu değiştiren şey büyük bir tatlı değil, gün boyunca sürekli yudumlanan şekerli içecekler ya da masa başında elin sürekli gittiği kuru meyve ve kurabiye kavanozudur.
Riski artıran alışkanlıklar
- Şekerli içecekleri saatlere yayarak azar azar yudumlamak.
- Yemek aralarında sık sık kraker, bisküvi, kuru meyve gibi yapışkan atıştırmalıklar tüketmek.
- Gece uyumadan hemen önce, fırçalamadan sonra bir şey yemek.
- Şekerli öksürük şurubu veya boğaz pastilini uzun süre ağızda tutmak.
- Sporcu ve enerji içeceklerini antrenman boyunca yavaş yavaş bitirmek.
- Bebeklerin ve küçük çocukların biberonla şekerli içecek alarak uyuması.
Aynı şekeri daha az zararlı hale getirmek
Şekeri hayatınızdan tamamen çıkarmanız gerekmez; onu zaman içinde toplamayı öğrenmeniz yeterlidir. Tatlıyı öğünün hemen ardından, ayrı bir atıştırma olarak değil öğünün parçası olarak tüketin. Öğün sırasında tükürük akışı zaten yüksektir ve asit daha hızlı tamponlanır. Ara öğünlerde şekersiz seçeneklere yönelin: peynir, kuruyemiş, sade yoğurt ve taze sebze hem doyurur hem ağız ortamını bozmaz.
Yapışkanlık da önemlidir. Ağızdan hızla temizlenen bir gıda, dişe yapışıp saatlerce yüzeyde kalan bir gıdadan daha az risklidir. Bu yüzden yumuşak karamel, kuru incir ya da ezilerek çiğneyici diş yüzeylerinin oluklarına dolan bisküvi, aynı kalorideki bir meyveden daha zorlayıcı olabilir.
Gizli şeker kaynaklarını fark edin
Ketçap, hazır soslar, granola barlar, aromalı yoğurtlar ve bazı kahvaltılık gevrekler beklenenden fazla eklenmiş şeker içerir. Bunlar tatlı olarak algılanmadığı için gün içindeki asit atağı sayısı sessizce artar. Etiketlerde yalnızca şeker değil, glikoz şurubu, maltoz, dekstroz ve meyve suyu konsantresi gibi adları da aramak gerekir.
Erken müdahale neden önemli?
Mine yüzeyinde henüz boşluk oluşmamış, yalnızca beyaz lekeyle sınırlı bir başlangıç çürüğü, florür ve beslenme düzeniyle durdurulabilir. Boşluk oluştuğunda ise geri dönüş yoktur ve diş dolgusu ile onarım gerekir. Çürük dentini geçip pulpaya ulaşırsa tablo kanal tedavisi gerektirecek şekilde ilerler. Çocuklarda süt dişlerinin erken kaybı alttan gelen daimi dişlerin sırasını bozabildiği için düzenli takip ayrıca önemlidir; bu takibi çocuk diş hekimi kontrolüyle yürütmek en pratik yoldur.
Durumunuza en uygun yaklaşımı belirlemek için Dent360 Beylikdüzü kliniğimizde sizi değerlendirebiliriz.













































